Kategori arşivi: Blog

Blog 8

Kalem tutmalı o ellerin

Senin de hakkın gülüp eğlenmek,
O terli alın çalışmaktan değil oynamaktan terlemeli…
Düşmelisin , acıtmalısın canını
O duyguları tatmadan olmaz. Düşmelisin ki.. Hayatın gerçeklerine şimdiden alışmalısın.
Kalem tutmalı o ellerin tornavida değil.
Ders çalışmalısın her gün başarılı olabilmek için…
Karne aldığında sevinmelisin ,maaş aldığında değil.
Erken uyumalısın mesela ertesi gün okula gitmek için. Okul sıralarında ter dökmelisin, patronların karşısında değil.
Sokaklarda içinden geldiği gibi oynamalısın zıplamalısın, kıpır kıpır olmalısın.
Ve bu yüzden düşmelisin yorgun,
Bitkin bıkkın olduğundan değil…

İLAYDA TEKİN 

Blogumuza verdiği destek için gönüllümüz İlayda TEKİN’e teşekkür ederiz.

Sizler de yazdığınız şiir, öykü, blog ve benzeri yazıları bize iletebilirsiniz.

info@yinfo.org.tr

Blog 7

Umut

Sabah annesinin çarçabuk hazırladığı kahvaltıdan birkaç lokma atıştırıp oyuncak sepetini alıp hızlıca dışarı fırladı. Koştururcasına yürüyordu oyun alanına doğru. Biraz sıkılmıştı bu oyundan ama yine de oynamak zorundaydı. Biraz yürüdükten sonra göründü yolun karşı tarafındaki oyun alanı. Yine her gün ki gibi kafasında bu oyunu eğlenceli yapan sorular vardı; “acaba dün kendisiyle sohbet edip yine geleceğim diyen abi bugün de gelecek miydi?”, “bugün önlerinden kaç tane kırmızı araba geçecekti?”, “ve bu arabaların kaçı duracak kaç toplam tane mendil satabilecekti?”

Oyun arkadaşları çoktan gelmişti. Hem bir an önce onların yanına gitmek hem de artık taşımaktan yorulduğu sepeti yere bırakabilmek için hızlıca koştu yolun karşısına. Daha yaşı 7’yi bulmamıştı. Ama hızlı yaşamayı hızlı düşünmeyi şimdiden öğrenmişti. Çünkü hızlı davranmasa duran arabanın yanına başka bir arkadaşı ondan önce gider yarışı o kazanırdı.

Arkadaşlarının çoğu ondan büyüktü daha küçük olanlarsa anneleriyle geliyorlardı. Anneleriyle gelenleri sevmiyordu çünkü onlar bütün gün oturup tüm eğlenceyi kaçırıyor ya da annelerinin kucaklarında boş boş bakıyorlar ve anneleri de sürekli oyunu bozuyorlardı.

Tüm gün koşuşturup elindeki tüm mendilleri bitirmişti. Dün ki abi gelmemişti ama belki yarın gelirdi. Elinde o kadar çok parası vardı ki belki böyle kazanmaya devam ederse bir seneye kalmadan kırmızı bir araba alabilirdi, ya da bir motosiklet, belki de bir okul çantası. Daldığı hayaller o kadar güzeldi, o kadar kaptırmıştı ki kendini eve nasıl vardığını anlamadı. Sokağın başına geldiğinde dua etmeye başladı n’olur babası elindeki paranın tümünü almasın diye, ve annesi bugün en sevdiği yemeği yapmış olsun patlıcan kızartmış olsun diye.

Her gün olduğu gibi kapıyı iki kere çaldı ve her gün olduğu gibi kapıyı yine annesi açtı. Daha küçücük olsa da biliyordu işte her günün aynı olduğunu ve olacağını, hiçbir zaman kendine kırmızı bir araba alamayacağını.

İLKNUR İNAÇ

Blogumuza verdiği destek için gönüllümüz İlknur İNAÇ’e teşekkür ederiz.

Sizler de yazdığınız şiir, öykü, blog ve benzeri yazıları bize iletebilirsiniz.

info@yinfo.org.tr

Blog 6

Bir Avuç Vida!

 

Sen daha çocuksun, kalbi ter temiz kötülükten uzak.
Bırak ellerinde vidayı da al bakalım bir avuç fındık.
Hayır hayır çocuk dinle beni,
sensin belki ailene bakmak zorunda olan ancak bu değişmeli çocuk.
Senin yerin okul sıraları,
arabanın altı, kirli bir tulumun içi değil.
Kazanacağın bir kuruş aileni doyuracak belki
ancak okuyup kazanman geleceğini,
gelecek nesli kurtaracak.
Hadi cocuk bırak avucundaki vidaları,
bırak ki kalem tutmaya mecâlin olsun,
bırak ki kalbin boyaya bulanmasın !
Koş bak ders zili çaldı,
sırana otur ders dinle.
Dur ! Dur ! Gitme !
Senin yerin okul sırası,
senin yerin labaratuar,
senin yerin okul koridorları,
senin yerin okul tahtası ve senin yerin tebeşir tozu sinmiş sınıftır.
Tiner ve boya kokan tamirhane değil.

Gel çocuk gel gir sınıfa,
gir ki; Geleceğimiz bir tamirhane köşesinde tinere bulanmasın,
miss gibi bilgi koksun,
miss gibi kalem silgi koksun çocuk.

Hadi bırak avucundaki vidaları bırak n’lursun….!

ARDA YÜCE

Blogumuza verdiği destek için gönüllümüz Arda YÜCE’ye teşekkür ederiz.

Sizler de yazdığınız şiir, öykü, blog ve benzeri yazıları bize iletebilirsiniz.

info@yinfo.org.tr

Blog 5

Gönlümüz fakir belki de…

Hayatta neler olduğundan haberimiz olmadığı için toz pembe sanırız her şeyi ya da işimize öyle gelir.
Kendi sorunlarımız içinde boğuşurken tek dertli biz sanırız da isyan ederiz.
Lükse düşmüşüz bir kere marka elbiseler , ayakkabılar olmayınca kendimizi fakir hisseder neden bende yok diye üzülürüz.
Gönlümüz fakir olduğunu fark etmeyiz .
Ben çocukluğumu doya doya yaşadım oynarken yoruldum çalışırken değil .
Tüm çocukların hakkıdır SORUMLULUK SAHİBİ OLMAMAK.
Onların tek derdi kırılan bozulan oyuncağı olmalı, para kazanmak değil.
Sakat annesine ekmek götürmek, babasına içki parası kazanmak, yetim oldukları için kardeşlerine bakmak vb. bunlar çocukların derdi değil bizim güçlülerin, devletin derdi olmalı ve yerine getirilmeli.
Ya da küçük kızlar para karşılığında evlenmemeli bu da çocuk işçiliği, cambazlığı, zulümüdür…
Şimdi başka başka hayatları öykü şeklinde anlatırdım buraya bir öykü yazabilirdim ama onların hayatı bize masal gibi gelmiyor mu zaten yoksa Dünya bu halde olmaz bu Kampanyayı yapıyor olmazdık…

GAMZE DALGIÇ

Blogumuza verdiği destek için gönüllümüz Gamze DALGIÇ’a teşekkür ederiz.

Sizler de yazdığınız şiir, öykü, blog ve benzeri yazıları bize iletebilirsiniz.

info@yinfo.org.tr

Blog 4

Bir çocuk düşünün…

Bir çocuk düşünün sokakta oynasın, ailesiyle birlikte çok güzel vakitler geçirsin.
Bir başka çocuk düşünün sabahın köründen akşama kadar ağır şartlar altında çalışsın, ailesini geçindirsin, hem de kendisi geçindirilmeye muhtaçken.

Bizim derdimiz yeni telefonlar almak, yeni ayakkabılar almak, yeni kıyafetler almak değil, yeni çocuklar mutlu etmek, o çocuklara yeni mutluluklar yaşatmak olmalı.

Varsın telefonumuz, ayakkabımız, kıyafetimiz çok pahalı, çok yeni ya da çok havalı olmasın, biz bir şey kaybetmeyiz.

Ama eğer bir çocuk her gün daha fazla üzülüyorsa ve buna her gün yenileri ekleniyorsa, bir durup düşünmeliyiz. “Neden böyle oluyor?” diye kendimize sormalıyız.

Hep “bana necilik” alışkanlığını bırakıp toplumu nasıl daha iyiye yöneltebiliriz diye düşünmeliyiz. Unutmayın ki bir toplumu düzeltmenin yolu doğru yetiştirilmiş, her şeyini zamanında yaşamış, sağlıklı çocuklardan geçer. İşte biz “O daha çocuk” projesi gönüllüleri olarak bunun için çabalıyoruz.

Bu kampanyayı anlatmalıyız insanlara. Neden böyle bir kampanya oluşturulması gereği duyuldu?

Amaçları ne?

Anlatmalıyız ki insanlar bilinçlensinler, bazı şeylerin farkına varsınlar, onlarda çocukların mutluluğu için bir şeyler yapsınlar.

OSMAN CAN GÜL

Blogumuza verdiği destek için gönüllümüz Osman Can GÜL’e teşekkür ederiz.

Sizler de yazdığınız şiir, öykü, blog ve benzeri yazıları bize iletebilirsiniz.

info@yinfo.org.tr

Blog 3

Küçücük Bedenler

Dünyanın çirkin tarafına yakışmayandır çocuk. İnsanlardan ürkmesi gerekmediğini bilmeyen, o masumiyetiyle tüm insanlığı da masum sanan insanoğlunun en güzelidir çocuk…

Nasıl  ‘çocuk gelin yoktur, ona PEDOFİLİ derler’  deniyorsa ‘çocuk işçi’ olmayacağı da aynı hassasiyetle vurgulanmalıdır. Ancak çocuk işçi yalnızca sanayide, fabrikada, sokakta çalıştırılan çocuk değildir. Henüz 10 yaşında pazarlanan küçük kızlar da olduğu bilinmelidir. Bangladeşli seks işçileri olarak çalıştırılan ufacık kız çocukları olduğu unutulmamalıdır. Haberleri bile ‘çocuk S*ks işçileri’ olarak sunulurken,ufacık bedenlere uzanmaktan utanılmazken…’Ya SİZİN çocuğunuz olsaydı?’  demeyeceğim çünkü o çocukların acısını anlamak için kendi çocuğunuz olması gerekmemeli! Karşısındaki iri yarı  adamın yüzündeki o vahşi zevk gülümsemesinin o minicik yürekte oluşturduğu korkuyu içinizde hissetmek için gözünüzle görmeniz gerekmemeli! Sadece o korkuyu, o çaresizliği, o yalnızlığı içinizde hissedin… Dünyanın her yerindeki bu acımasızlığa tepkisiz kalmayın. Küçük bedenlerdeki sessiz çığlıklara duyarsız kalmayın! Sıradanlaşmasına göz yummayın!!!

BERRAK BEYOĞLU

Blogumuza verdiği destek için gönüllümüz Berrak BEYOĞLU’na teşekkür ederiz.

Sizler de yazdığınız şiir, öykü, blog ve benzeri yazıları bize iletebilirsiniz.

odahacocuk@yinfo.org.tr

Blog 2

Daha Çok İşimiz Var!

Bu konuya nereden ve nasıl girilirse girilsin daha az acıklı olmayacak biliyorum, o yüzden kelimeleri dolandırmadan yazmaya başlayayım.

Aranızda Mersin’i bilen vardır elbet, deniz kenarındaki ilçelerde ilkbahar ve yaz ayları dışarıda çalışmak zorunda olanlar için  çok zordur. Bir Mersin yazı ve anaokulunda İngilizce eğitmeni olarak çalıştığım günlerden, iş yerime giderken sepetli motosikletiyle çöp toplayan  ailelerden biriyle karşılaştım. Sepette iki çocuk ve önde bir baba.

Yol boyunca yanından geçtiğim tüm çöp konteynerlerinde duran motosikletten iki küçük çocuk iniyor, babalarının direktifleri doğrultusunda ‘işlerine yarabilecek’ çöpleri ve atıkları toplayıp sepete atıyor, tekrar çocuklar atıkla dolu o sepete giriyor…

Onlarla paralel olan en son konteyner durağımız ise anaokulun önüydü, yine çocuklar indi.. Ve bir anda  sevinçle bağırmaya başladılar, çöp konteynerinin yanında okulda artık kullanılmayacağına inanılan eski oyuncaklar vardı ve çocuklar sevinçten uçuyorlardı.
Çocuklardan küçük olanı kocaman gülüşü ve kirden kızıl siyah renge dönüşmüş elleriyle sarı saçlı bebeği hemen sarmaladı. Ama çocukların sevinci uzun sürmedi motosikletten gelen sert bir sesle aniden bölünüverdi, baba kornaya basarak daha çok işleri olduğunu o poşeti de alıp sepete girmelerini istedi. Onlar sepete girerken ben de okula girmiştim. Sınıfa girdiğimde  ise aklımda sürekli dolaşan bir şey vardı, o da çocukların daha çok işinin olması.

Ben pek sonuç yazmasını bilmem, o yüzden sadece soruyorum.

Sizce bu çöplüğü temizlemek adına çocukların mı çok işi var, yoksa bizlerin mi?

BURCU URAL

Blogumuza verdiği destek için gönüllümüz Burcu URAL’a teşekkür ederiz.

Sizler de yazdığınız şiir, öykü, blog ve benzeri yazıları bize iletebilirsiniz.

odahacocuk@yinfo.org.tr

Blog 1

Her Ölüm Erkendir Ama Çocukken Daha Erken

Bir gün bir memlekette bir çocuk ölür
Bir gelecek ölür, bir umut ölür
Çiçek açmaz o memlekette
Ot bitse kahrından ölür
Görmeyen göz titremeyen el
Bir zulmü başlatır
Dilsiz şeytanlar dört yanda
Söyleyin şimdi dur demeniz için
Kaç çocuk var daha sırada
MELİH KARADUMAN
Blogumuza verdiği destek için gönüllümüz Melih KARADUMAN’a teşekkür ederiz.
Sizler de yazdığınız şiir, öykü, blog ve benzeri yazıları bize iletebilirsiniz.
odahacocuk@yinfo.org.tr